İstanbul’un tarihi ve kültürel açıdan önemli simgelerinden biri olan Yerebatan Sarnıcı, uzun süredir devam eden mülkiyet tartışmalarıyla gün yüzüne çıktı. Bu kapsamda, yapı ile ilgili hukuki gelişmeler yaşanmış ve son olarak yönetimin devri gerçekleştirildi. Sarnıcın yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Bu gelişmeyle birlikte, ziyaretçiler için kapalı olan yapı, yeni yönetim yapısıyla yeniden düzenlenmeye başlandı.
Yerebatan Sarnıcı’na ilişkin hukuki süreçlerin detayları ise oldukça dikkat çekici. 7 Nisan 2026 tarihinde yapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne resmen tescil edildi. Bu adımla beraber, Belediyenin bu düzenlemeye karşı yargıya başvurması ve mahkemenin bu yöndeki kararları, süreçte önemli dönüm noktalarını oluşturdu. İstanbul 8. İdare Mahkemesi, yapı ile ilgili tahliye işleminin durdurulmasına ilişkin talebi oy birliğiyle reddederken, mahkeme kararında, işlemin hukuka uygun olmadığı ve uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceği görüşü benimsemedi.
Sonuç olarak, Yerebatan Sarnıcı’nın 2 Haziran 2026 itibarıyla tahliye edilmesine karar verildi. Bu karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ceza niteliğinde bir uyarı olurken, aynı zamanda yapıya ilişkin yasal düzenlemelerin ve mülkiyet haklarının nasıl şekillendiğine dair önemli ipuçları sunuyor. Öte yandan, giriş ücretinin Türk vatandaşları için 1 liraya düşürülmesi gibi uygulamalarla yapıya erişim kolaylaştırılırken, yapının tarihi ve kültürel önemi, ziyaretçiler tarafından her zaman büyük ilgiyle takip ediliyor. İstanbul’un bu eşsiz yapısı, Bizans döneminden günümüze ulaşan yaklaşık 9 bin 800 metrekarelik alanı ve 336 mermer sütunuyla hem mimari hem de tarihi bakımından büyük değer taşıyor. Sarnıcın su yansımasıyla oluşturduğu görsel efektler ve Medusa başlı sütunlar, ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
